Dinler Arası Diyalog Masalı

9/5/2007 - BU DÜNYA BARIŞINDA NİYE HZ. MUHAMMED (sav) YOK

Bütün bu "Diyalog" ve "Hoşgörü" isimli çalışmaların en ciddi gayesi Hz. Muhamrned (as)'ı devre dışı bırakmaktır. CRR'de, "barışa ve hoşgörüye yaptığı büyük katkılardan dolayı" plaketle ödüllendirilen ve plaketi bizzat sayın Gülen tarafından takdim edilen "çıplak uyarıcı" (Y.N.O.) teologun o Yüce Peygambere "postacı" demesi de bundandır.

İzlediğim, bizzat katıldığım ve çeşitli vasıtalarla takip ettiğim bu tip toplantıların hiç birinde Alemlere Rahmet Hz. Muhammed'in adının hiç anılmaması, O'nun yerine Hz. ibrahim (as)'ın adının öne çıkarılması hep bu oyunun bir parçasıdır.

Oysa daha önce de ifade ettiğim gibi, Ehl-i Kitap'ın Hz. ibrahim (as)'ı sahiplenme gayretleri Asr-ı saadetten beri devam etmekte ve özellikte de Al-i Imran suresinde bir çok ayette yüce Allah Ehl-i Kitap'ın bu iddialarını kesin bir dille yalanlamaktadır.

"İbrahim ne Yahudi, ne de Hıristiyan! Lakin O, dosdoğru bir Müslüman'dı. O müşriklerden de değildi."
(Ali İmran, 3/67).

"Ey Ehl-i Kitap! İbrahim hakkında niye çekişip duruyorsunuz? Tevrat da, İncil de (daha evvel değil) ancak O'ndan sonra indirilmiştir. (Buna da) aklınız ermiyor mu?"
(Al-i İmran, 3/65).

Bunlar söz konusu ayetlerden sadece bir kaçı. Şu hadis-i şerifi de bilmekte fayda var.

İbn-i Mesud anlatıyor: Resulüllah buyurdular ki; "Her peygamberin peygamberlerden dostları vardır. Benim dostum ceddim ve Rabbimin "Halil'i" olan ibrahim'dir", Resulüllah (as) sonra şu ayeti okudular: "İnsanlardan ibrahim'e en yakın olanı, O'na uyanlar, şu peygamber (Muhammed) ve (O'na) iman edenlerdir. Allah müminlerin dostudur."
(Al-i İmran, 68).

Bu organizasyonların daha çok İslam ülkelerinde yapılanlarının "İbrahimî dinler adı altında yapılıyor olması, mesela yakın tarihlerde Afrika'da yapılan bu tip bir toplantının; Yeryüzü Dinleri" adı altında yapılmış olması da çok düşündürücüdür.

Israrla Hz. Muhammedsiz bir İslam gayretinin bir başka ispatı da, Urfa'da yapılan meşhur toplantıya sayın Gülen'in gönderdiği çok teknik ifadelerle dolu mesajda o Yüce Peygamberden bir kelime bile bahsetmemesi değil midir?

* * * * *

Fethullah Gülen'in Urfa Sempozyumu'na Gönderdiği Mesaj :

"Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Onursal Başkanı Fethullah Gülen Urfa sempozyumuna bir tebrik mesajı gönderdi. Gülen mesajında şu görüşlere yer verdi:

"Savaşlardan, çatışmalardan yorgun düşmüş bulunan dünyamız, bir yandan beşerin tatmin olmaz iştahı karşısında yeni çatışmalara zemin olma istidadı gösterirken, bir yandan da ister istemez bir barış, kaynaşma ve yeryüzünü bir kardeşlik beşiği haline getirme sürecine girmektedir.

Evet, tarih boyu hemen bütün çatışmaların kaynağını teşkil eden beşerin tatmin olmaz iştahını çok daha ulvi hedeflere ve rekabetin en hayırlısına yönelterek tatmin edecek olan dinamik ile, yeryüzünü "kardeşlik beşiği" haline getirecek dinamik aynı dinamiktir. Bu dinamik ise, hepimizin kabul ve takdir buyuracağı üzere "din"dir.

Din, sayılamayacak kadar ortak nokta taşır

Din, beşer iştahını, rekabetin zarar değil, fayda getirdiği sınırsız, sonsuz ve paylaşılmakla tükenmeyen, hatta eksilmeyen manevi ve ahlaki alana kanalize ederek çatışmaların önüne geçtiği gibi; renk, ırk ve coğrafya farklılıkları türünden, tamamen Yaratıcı İradeye bağlı ve dolayısıyla insan iradesinin dışındaki olguları ise birer realite olarak kabul edip, idealize etmemekle ve herhangi bir ayrımcılığa sebep saymamakla, yine savaşların, çatışmaların önüne geçer,

Bunun yanı sıra din, sayılamayacak kadar çok birleşme, kaynaşma ve dayanışma unsurları getirmiştir. Aynı Allah'a ve aynı iman esaslarına inanma, aynı Ma'bud'a ibadet etme; ilk insandan bu yana hemen herkesin peşinen kabul ettiği değişmez, evrensel ve vazgeçilmez pozitif ahlaki değerlerle birlikte; hile, aldatma, cana kıyma; mal, namus gibi değerlere göz dikme; ayrıca kıskançlık, tecavüz vb. bütün kötü fiil ve sıfatlara getirdiği yasak; insan hayatını düzenleyen İlahi Kitap-lar'ın ve bu kitapları getiren, ayrıca ortak esaslarla gelen peygamberlerin aynı kudsi kaynağa dayanması gibi pek çok dinamik, insanların yeryüzünde kardeşçe yaşamaları için yeterlidir kanaatindeyim. Bu şekilde insanlar arasında sarsılmaz kardeşlik bağları oluşturan din, kendisini kabul etmeyenleri de, ''insan olma kardeşliğinde birleştirmekte ve "fitne"yi, fesadı, yani bozgunculuğu yeryüzünden silme gayesi taşımaktadır.

Gelecek için sevindirici bir olay

Bütün kaideleriyle, varlığın şuurlu ve irade sahibi kesimini kardeşlik potasında "bir yapma" gayesi taşıyan ve bu şekilde yeryüzünü, mutlak barış ve sükunun hüküm sürdüğü kainatın kalan kısmıyla bütünleştirip, neticede ortaya bir kardeşlik, barış, sükun ve saadet senfonisi çıkarmayı nihai hedefi kabul eden dinin, bazen kendi içinde veya tarih sürecinde aldığı İslam, Hıristiyanlık ve Yahudilik şekilleri arasında çatışmalara sebep olması ise, onun yanlış anlaşılıp yanlış uygulanmasından, bazen de, suiistimal edilmesinden kaynaklanmıştır. Dinin sözünü ettiğim üç şeklinin güzide mensup ve temsilcilerinin, bugün medeniyet beşiği ve bu üç versiyonun birleşme, kaynaşma, kesişme merkezlerinden biri olan Urfa'da ve Uz. İbrahim adı altında asli fonksiyonunu görme adına, bir sempozyum çerçevesinde bir araya gelmiş olması, hem bizzat din için, hem de insanlığın yakın ve uzak geleceği için son derece sevindiricidir. Hepinizin malumu olduğu üzere, İslam'ın da, Hıristiyanlık ve Yahudiliğin de varıp dayandığı ana kaynak Hz, İbrahim olup, Halilullah unvanlı bu büyük peygamber, misyonuna bu topraklarda başlamış, oradan Suriye yoluyla Ken'an iline, yani Ürdün, israil ve Kudüs diyarına, oradan Mısır'a varmış, nihayet arşi-yesini Mekke'de adeta tamamlamış ve burada oğluyla beraber Kabe'yi inşa etmiştir. Yani, kendinden sonraki tarihe işaret taşlan, daha doğru bir İfadeyle projektörler koymuştur.

Mesafeler uzak; ama gönlüm sizlerle

Şahsen, dinler veya din mensupları arasındaki yakın ve sıcak diyaloga samimi taraftar ve destek veren biri olarak, bu müstesna günde aranızda bulunmak isterdim, fakat, malumunuz olan müzmin rahatsızlıklarım sebebiyle, bir yılı aşkın bir süredir bir başka diyarda adeta mecburi bir inziva hayatı yaşamaktayım, fakat, mesafelerin uzaklığı, gönlümün sizinle birlikte olmasına tabii ki mani değildir.

Gönül ve gaye birliği içinde sempozyumun başarılı geçmesini dilerken, bu sempozyumu düzenleyen resmi-sivil kuruluşlarımıza tebrik ve teşekkürlerimi arz ile, iştirakçi çok değerli ilim adamlarımıza ve düşünürlerimize, ayrıca devlet ve siyaset erkanına, mahalli idarecilerimize, medya mensuplarına ve bütün misafirlere en içten saygılarımı ve iyi dileklerimi sunarım".

* * * * *

Görüldüğü gibi yüce Allah'ın kainatı yüzüsuyu hürmetine yarattığı Hz. Muhammed (as)'a bir kelimelik övgü bile çok görüldü.

O Muhammed (as) ki;

Diğer bütün özellikleri bir yana, yüce Allah O'nu "Alemlere rahmet olarak gönderdi".
(Enbiya, 21/107).

Ne korkunç bir oyun ki, "yeryüzünü kardeşlik beşiği" yapmak, "dünya barışını sağlamak", "hoşgörüyü yerleştirmek" isteyenler(!), "Alemlere Rahmet" olduğu Allah tarafından beyan edilen Hz. Muhammed (as)'dan bir kelimelik bile olsa bahsetmiyorlar.

Hem de, dünyayı kan ve gözyaşı gölüne çevirenlerin, o "Alemlere Rahmet" Peygamberi inkar edenlerin olduğu hakikati gün gibi ortada iken.

Uz. Muhammed (as) on sekiz bin aleme rahmettir.

Ibn-i Abbas'tan: "O'nun rahmeti' inanan inanmayan herkese şamildir. Tüm insanlar bu 'rahmetten' hem dünyada, hem ahJrelte istifade ederken, inanmayanlar sadece dünyada o 'rahmetten' yararlanacaklardır. İnanmayana bu 'rahmet' İlk olarak azabının dünya hayatından sonraya bırakılması şeklindedir.

O tehir edilen azap da üç şekildedir:

1-Dünya hayatında, yüzlerinin korkunç bir yüze çevrilmemesi,
2-Yerin dibine batmamaları,
3-Ve toplu helakten korunmaları şeklindedir", (Tefsir'ul-Hazîn, ibrahim el-Bağdadî, c, 4, s, 230-231),

Bu kadar yüce bir mansıba/makama sahip bir Peygamberin adının bilinçli olarak geçmediği bir toplantının "dünya barışını tesis", "yeryüzünü kardeşlik beşiği yapmak" ve "hoşgörüyü yerleştirmek" adları altına sunulması bana samimi gelmiyor, işte biz bunu söyledik.

Şunu da ekleyelim ki, yukarıdaki mektubun "Papa'ya sunulan" mektuptan içerik olarak pek bir farkı yoktur.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu  
Yorum yaz!

<- Son SayfaSonraki Sayfa ->

Hakkımda

Papa II. Paul: "Birinci bin yılda Avrupa Hıristiyanlaştırıldı. İkinci bin yılda Amerika ve Afrika Hıristiyanlaştırıldı. Üçüncü bin yılda ise Asya'yı Hıristiyanlaştıralım." "Dinlerarası diyalog, Kilise'nin bütün insanları Kilise'ye döndürme amaçlı misyonunun bir parçasıdır... Bu misyon aslında Mesih'i ve İncil'i bilmeyenlere ve diğer dinlere mensup olanlara yöneliktir." Fethullah Gülen: “Papa cenapları tarafından başlatılan ve devam etmekte olan Dinlerarası Diyalog için Papalık Ko

Son Yazılar

NURCULARIN VE AKP'NİN BOP İÇİNDEKİ YERİ
ABD, ILIMLI İSLAM VE TÜRKİYE
AMERİKA'NIN KÜRESEL DİN PROJESİ
BUSH'UN DİNSEL ÖĞÜTÇÜSÜ MİSYONER FALWELL'IN İSLAM HAKKIN
MEKTUP ÖRNEKLERİ
MEALLERDEKİ ÇARPITMALAR!
PEYGAMBER (SAV) VE ÜMMETİNİN GÖREVİ DİYALOG DEĞİL TEBLİĞDİR
BU İDDİALAR YENİ DEĞİL, YENİ VE FARKLI OLAN İDDİA SAHİPLERİ
GERÇEKTEN AMENTÜ DE MÜTTEFİK MİYİZ?
EHL-İ KİTAP HAKKINDAKİ HADİS-İ ŞERİFLERDEN BİRKAÇI
KUR'AN'DA EHL-İ KİTAP ÎLE İLGİLİ AYETLER
BU DÜNYA BARIŞINDA NİYE HZ. MUHAMMED (sav) YOK
EHL-I KİTAPLA EVLENME MESELESİ
BİZ NE YAPTIK, NE YAZDIK?
FETHULLAH GULEN'IN PAPA'YA MEKTUBU
ZAMAN GAZETESİ 'NDEKİ DEĞİŞİM (öncesi ve sonrası)
DİNLER ARASI DİYALOG KAVRAMININ ORTAYA ÇIKIŞI
AKSİYON DERGİSİ NEYİN KEŞİF KOLU? II (Hisar Gazetesi)
AKSİYON DERGİSİ NEYİN KEŞİF KOLU? (I) HİSAR GAZETESİ
ŞU CÜMLEYE BİR BAKAR MISINIZ?
AB'NİN ŞİFRELERİ (Aytunç Altındal)
YILIN DÜĞÜN OLAYI 'ŞAKİRTLER ÇEKSİN HALAYI'
Siyonistlerin ve Misyonerlerin Dini Bir Cemaate Sızmaları
Evet, Risale-i Nur tahrif olmuştur. Biz böyle bilelim, ama dış â
ARMAGEDDON 'UN KAPI KULLARI

Links

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta

Kategoriler

    Arkadaşlarım